OSHO KONUŞMALARI

OSHO KONUŞMALARI

Hayat uzun bir zamana yayılır –yetmiş yıl, yüz yıl. Ölüm yoğundur çünkü o yayılmamıştır –o tek bir anın içindedir. Hayat yüz veya yetmiş yılı geçirmek zorundadır, çok yoğun olamaz. Ölüm tek bir anda gelir, o bütün olarak gelir, parçalar halinde değil. O çok yoğun olacaktır, ondan daha yoğun bir şey tanıyamazsın. Fakat eğer korkarsan, eğer ölüm gelmeden önce kaçarsan, eğer korku yüzünden bilinçsiz hale gelirsen, altın fırsatlardan birisini, altın kapıyı kaçırmış olursun. Eğer bütün yaşamın boyunca bir şeyleri kabul ettiysen, ölüm geldiği zaman, sabırlı bir şekilde, herhangi bir kaçma çabası olmadan pasif olarak kabul edecek ve onun içine gireceksin. Pasif olarak ölüme girebilirsen, sessizce, herhangi bir çaba olmadan, ölüm kaybolur.
Upanishad’larda her zaman sevdiğim, eski zamanlardan kalma bir hikaye vardır. Yayati adında büyük bir kral yüz yaşına gelir. Şimdi bu yeterliydi; harika bir biçimde yaşamıştı. Yaşamın mümkün kıldığı her şeyden keyif almıştı. Zamanının en büyük krallarından birisiydi. Fakat hikaye güzel . . .
Ölüm geldi ve Yayati’ye dedi ki “Hazırlan. Senin zamanın geldi ve seni almak için geldim.” Yayati ölümü gördü ve o büyük bir savaşçıydı, birçok savaş kazanmıştı. Yayati tir tir titremeye başladı ve dedi ki “Fakat çok erken!” Ölüm “Çok mu erken! Yüz yıldır hayattasın. Çocukların bile yaşlandı. En büyük oğlun seksen yaşında. Daha fazla ne istiyorsun?” dedi.
Yayati’nin yüz tane oğlu vardı çünkü yüz tane karısı vardı. Ölüme sordu “Bana bir iyilik yapar mısın? Birisini almak zorunda olduğunu biliyorum. Eğer oğullarımdan birini ikna edebilirsem, beni yüz yıl daha rahat bırakıp onlardan birisini alır mısın?” Ölüm “Bu gayet iyi, eğer başka birisi gitmeye hazırsa. Fakat sanmam . . . eğer sen hazır değilsen ki sen babasın ve daha fazla yaşadın, her şeyin tadını çıkardın, neden oğlun hazır olsun?” dedi. Yayati yüz oğlunu da çağırdı. Büyük oğulları sessiz kaldılar. Büyük bir sessizlik vardı, hiç kimse bir şey söylemiyordu. Sadece bir tanesi, sadece on altı yaşındaki en genç oğlan ayağa kalktı ve “Ben hazırım.” dedi. Ölüm bile çocuğa üzüldü ve dedi ki “Muhtemelen sen çok masumsun. Doksan dokuz erkek kardeşinin tamamen sessiz olduklarını görmüyor musun? Birisi seksen, birisi yetmiş beş, birisi yetmiş sekiz, birisi yetmiş, birisi altmış yaşında –yaşamışlar- fakat hala yaşamak istiyorlar. Ve sen hiç yaşamadın. Hatta ben bile seni götüreceğim için üzgün hissediyorum. Tekrar düşün.”
Oğlan dedi ki “Hayır, sadece bu durumu görünce tamamen emin oldum. Üzgün veya kötü hissetme: mutlak farkındalıkla gidiyorum. Eğer babam yüz yılda tatmin olmadıysa burada olmanın anlamı nedir? Ben nasıl tatmin olabilirim? Doksan dokuz kardeşimi görüyorum; kimse tatmin olmamış. Öyleyse zamanı boşa harcamak neden? En azından babama bu iyiliği yapabilirim. Bu yaşlı zamanında, yüz yılın daha keyfini sürmesine izin ver. Fakat ben bittim. Kimsenin tatmin olmadığı bu durumu görerek, bir şeyi tamamen anlıyorum –ki yüz yıl yaşasam bile ben de tatmin olmayacağım. Bu yüzden bugün veya doksan yıl sonra gitmek önemli değil. Sen sadece beni al.”
Ölüm oğlanı aldı. Ve yüz yıl sonra geri geldi. Yayati aynı durumdaydı. Dedi ki “Bu yüz yıl çok çabuk geçti. Bütün oğullarım öldü fakat başka bir topluluğa sahibim. Sana bir kaç oğul verebilirim. Sadece bana merhamet et.”
Bu sürdü –hikaye şöyle devam eder- bin yıl boyunca. On kez Ölüm geldi. Dokuz kez kimi oğulları aldı ve Yayati yüz yıl daha yaşadı. Sonra onuncu kez Yayati dedi ki “İlk kez geldiğin zamanki kadar doyumsuz olsam da, şimdi –istemeyerek, isteksizce de olsa- gideceğim çünkü iyilik istemeye devam edemem. Bu çok fazla. Ve bir şey benim için kesinleşti; eğer bin yıl benim tatmin olmama yardım etmediyse o zaman on bin yıl bile etmeyecektir.”
Bu bağlanmadır. Sen yaşamaya devam edebilirsin fakat ölüm düşüncesi dahi seni fazlasıyla etkiler, tir tir titremeye başlarsın. Fakat hiçbir şeye bağlı değilsen, ölüm tam şu anda gelebilir ve sen hoş karşılayan bir ruh halinde olursun. Gitmeye kesinlikle hazır olursun. Böylesi bir adamın karşısında, ölüm mağlup olur. Ölüm sadece herhangi bir gönülsüzlük olmadan, her an ölmeye hazır olanlar tarafından mağlup edilir. Onlar ölümsüz olurlar, onlar buda haline gelirler.
Bu özgürlük bütün dini arayışların amacıdır. Bağlılıklarından özgürleşmek ölümden özgürleşmektir. Bağlılıklarından özgürleşmek doğum ve ölüm döngüsünden özgürleşmektir.
Bağlılıklarından özgürleşmek seni evrensel ışığa girebilme ve onunla bir olabilme yeteneğine sahip kılar. Ve bu en büyük kutsanmadır, ötesinde başka hiçbir şeyin var olmadığı nihai vecd. Sen eve gelmişsindir. OSHO ( Yaşama ve Ölme Sanatı )